|
2.
BÖLÜM
BÖLGEDEKİ DEVRİMCİ FAALİYET
A) Burjuva ve Küçük Burjuva İlerici Grupların
Bölgedeki Faaliyetleri ve Etkileri
Bu gruplardan hiçbiri bölge köylüleri arasında, ciddi, kalıcı ve
esaslı bir devrimci faaliyet yürütmemiştir.
Türkiye İşçi Partisinin seçim söylevleri dışında, herhangi bir
faaliyet olmamıştır ve zaten sadece burada değil, başka yerlerde
de durum aynıdır. Eskiden TİPe önemli ölçülerde oy çıktığı
halde, şimdi köylüler arasında TİPin etkisi hemen hemen
sıfırdır.
TİPin etkisinin yıkılmasıyla birlikte, gençler aracılığıyla
köylüler arasında Mihri Belli görüşleri yayılmaya başlamıştır.
Mihri Belli grubunun da, bölgede ciddi ve kalıcı bir faaliyeti
olmamıştır. Ne propaganda, ne ajitasyon, ne de örgütlenme
alanında... M.B.nin kendisi, bölgeye birkaç kere gelip gitmiş,
birkaç köylüyle temas etmiş, fakat onlara devrimci subayların
pek yakında darbe yapacağını müjdelemekten(!) başka birşey
yapmamıştır. Bir seferinde köylülere, askeri bir darbenin an
meselesi olduğunu söylemiş ve gece radyolarının başından
ayrılmamalarını önermiştir.
Mihri Belli grubuna bağlı diğer gençlerin bölgedeki faaliyeti
de, arasıra mitinge çağırmaktan ve gelip geçici ve reformcu
propaganda faaliyetlerinden oluşmaktadır. Köylüleri silahlı
mücadele için örgütlendirme akıllarından bile geçmemiştir. Bu
bakımdan M. Belli grubunun bir hareket olarak pek bir etkileri
olmamakla birlikte, düşüncelerinin etkisi hâlâ belli çevrelerde
belli ölçülerde vardır, fakat bu etki kolayca silinip yok
edilebilecek cinstendir.
Kıvılcımlı grubunun hiçbir faaliyeti ve etkisi yoktur.
Bölgede, halkın en yakından tanıdığı ve etkilendiği hareket
THKOdur, özellikle de Sinan Cemgil grubudur. 1971 ilkbaharında
bölgenin dağlarına gelip, kendi deyimleriyle kır gerillasını
başlatmaları, dağlarda aç kalmaları, soğukta yatmaları, hatta bu
yolda üç ölü vermeleri, silahlı mücadeleye büyük bir özlem duyan
halkı derinden etkilemiştir ve kedere boğmuştur. Köylüler Cemgil
ve arkadaşlarının hareketini silahlı mücadeleye duydukları
özlemin somut bir ifadesi olarak görmüştür. Halkın çoğunluğu
Cemgil ve arkadaşlarının kendileri için öldüğünü düşünmektedir.
Bu yaz, bir ihtiyarın ölümü üzerine toplanan köy kadınları,
ölüyü fırsat bilerek, akşama kadar Sinan, Niyazi, Battal ve
Cevahir üzerine ağıt yakıp gözyaşı döktüler. Şimdiye kadar
çocukların birçoğuna Sinan ismi konmuştur. Bununla beraber
THKOnun da halk üzerindeki etkisi uzak bir sempatiden
oluşmaktadır ve bu sempati örgütlü ve kalıcı bir hale getirilmiş
değildir. THKOnun örgütlenmesi zaten belirli ve disiplinli bir
örgütlenme değil, anarşist bir örgütlenmedir. Ne tüzüğü, ne
programı vardır, ne de saflarına katılanlardan ideolojik bir
birlik istemektedirler. Gruplarına katılan herkesi kendilerinden
ve örgüt üyesi saymaktadırlar. Böyle bir örgütlenme, böyle bir
birlik elbette kalıcı olmaz ve olamamıştır. Halkın çoğunluğunun
Deniz-Sinan grubuna duyduğu sempati, bunların örgütüne ve siyasi
çizgisine duyulan bir sempati değil, genel olarak devrime ve
silahlı mücadeleye duyulan sempatidir. Onların örgütüne ve
siyasi çizgisine bağlılık gösterenler, üç-beş köylüyü geçmez.
Ayrıca THKO hareketinin kesin yenilgisi birçok köylünün kafasına,
bunların tuttuğu yolun yanlış olduğu bilincini yerleştirmiştir.
Gençlik içindeki taraftarlarının çoğu kararsızlığa düşmüş ve
başka saflara geçmiştir.
Bölgenin ileri durumdaki köylü devrimcileri, Sinanların halkın
düşüncesini almadan işe giriştiğini, halktan gizlendiğini, böyle
davranmakla hata ettiklerini söylüyor. Halkın çoğunluğu şu
düşüncede birleşiyor: Dağda mağaralarda değil, köylerde
kalacaklardı. Köylere yerleşip, gizlice çalışarak halka fikir
vereceklerdi. Halk da silahlı mücadeleye hazır duruma geldikten
sonra başlanacaktı.
Köylülerin bazıları, yardım edelim, gerekirse biz de katılalım
düşüncesiyle kendilerini günlerce aramış, bulamamışlar,
bulanlara ise Sinan ve arkadaşları bizimle görüşmeyin, daha iyi
olur diye uyarıda (!) bulunmuşlar. Köylüler, onların bu
tutumlarını da doğru bulmamaktadırlar.
Köylülerin eleştirileri tamamen doğrudur. Sinan ve arkadaşları,
gerçekten de halktan kaçmışlardır. Kitleler içinde en ufak bir
faaliyetleri, onları mücadeleye katmak için en ufak çabaları
olmamıştır. Sadece birkaç eve ekmek sağlamak ve yatmak için
uğramışlardır. Köylülerden sağlanan yardım, tamamen köylülerin
kendi çabalarıyla gerçekleşmiştir. Bunun nedeni nedir? Bunun
nedeni Sinan ve arkadaşlarının ideolojik ve siyasi
çizgilerindeki sakatlıktır; onların burjuva subaylarının
darbesine ve burjuva reformculuğuna bel bağlamalarıdır. Bunlar,
köylülerin ve işçilerin silahlı mücadelesiyle değil, subayların
darbesiyle devrimin (!) başarıya ulaşacağını düşünüyorlardı.
Kendileri de sadece böyle bir darbeye ortam hazırlayacaklardı.
Bu yüzden de köylüleri örgütlemeye ne gerek görüyorlardı, ne de
gereksinim duyuyorlardı. Yine bunların örgütsel bakımdan
bağlılıkları olmasa bile, ideolojik bakımdan en çok beğendikleri
ve benimsedikleri çizgi M. Bellinin revizyonist, reformcu
çizgisiydi. Birçok olay, bunların pratik faaliyetlerden tutun da
12 Mart Muhtırası üzerine silah bırakma tartışmalarına ve
mahkemelerdeki ifadelerine kadar herşey bu söylediklerimizi
doğrulamaktadır.
Şu noktayı kavramakta da yarar vardır: Bu derece kitlelerden
kopuk bir hareket bile, egemen sınıfların zorba güçlerine karşı
silaha sarılmış olduğu için, halkı etkileyebiliyor, onun
sevgisini kazanabiliyor.
THKP-THKCnin sözkonusu bölgede belli bir faaliyeti ve etkisi
yoktur. Şehirde bir çalışmaları olup olmadığını bilmiyoruz.
Fakat özellikle gençlik içinde faaliyet göstermeleri olasılığı
güçlüdür. Çünkü şehirdeki liseli gençler ve bir kısım aydınlar
arasında görece etkili oldukları görülmektedir.
B) Komünist Hareketimizin Bölgedeki Faaliyet ve Etkisi
Bölgeye, ilk arkadaş ... ayında gönderildi. Daha önce de,
bölgede birkaç propaganda gezisi yapılmıştı. Ayrıca birkaç
kişiyle mektuplaşılıyor, bazı köylülere İ-K gazetesi
gönderiliyordu. Köylülerin büyük çoğunluğu, en ileri unsurların
bir kısmı da dahil, çeşitli akımları, komünist hareketle burjuva
ve küçük burjuva kliklerini birbirinden henüz ayıramıyor,
hepsine aynı gözle bakıyordu. Daha önceki miting ve gösterilere
katılmış, adı sık sık duyulan ve çeşitli akımların
ayrılıklarından haberdar bir kısım köylüler ise, genellikle
bizim hareketimizin karşısında yer almışlardı. Şehir içinde,
gençlik arasında, hemen hemen tamamen tecrit edilmiştir. Bunda
bizim hatalarımızın payı olduğu gibi, bize karşı çıkanların
sınıf karakterlerinin de payı vardır.
Bölgeye, kalıcı bir faaliyet yürütmek üzere gönderilen ilk
arkadaş, daha önce de sözkonusu bölgede kalmıştı: Fakat ne ilk
sefer, ne de sonradan gönderildiğinde ciddi bir faaliyet
yürütebilirdi. Bunda, hem arkadaşın kişisel eksikliklerinin,
deneyimsiz ve inisiyatifsiz oluşunun, hem de hareketimizin
köylük bölgelerdeki faaliyetin yürütülmesinde belli bir eylem
programına ve perspektife sahip olmamasının, ayrıca o günlerde
verilen görevleri kontrol olanağından büyük ölçüde yoksun
olmasının payı vardır.
Bölgeye ikinci arkadaş, Temmuz başında gönderildi. Hemen
peşinden, yeni gönderilen arkadaşla, bir genç köylü arkadaş
örgütlendi. İlk arkadaş zaten örgütlüydü. Böylece üç kişilik bir
komite oluşturuldu ve bölgedeki faaliyetin tamamından bu komite
sorumlu kılındı. İlk arkadaş sekreter olarak atandı ve kendisine
neler yapacağı genel hatlarıyla birkaç kez ayrıntılı olarak
anlatıldı. Fakat verilen görevler yine zamanında kontrol
edilemedi. Bunun nedeni, görevleri kontrol etmesi gereken
arkadaşın, kadro yetersizliği yüzünden bir yığın işi üstlenmek
zorunda kalmasıdır. Bölgede Ağustosa kadar belli bir faaliyet
yürütülemediği sonradan anlaşıldı. Nedenleri şunlardır: 1) Her
üç arkadaşın da köylüler arasında gizli çalışmada deneyimsiz ve
inisiyatifsiz oluşu. Gizliliği, kendini kitleden saklamak
şeklinde anlamaları. 2) Sıkıyönetimin ilkbaharda bölgeye yaptığı
baskının köylüler ve arkadaşlar üzerinde yarattığı olumsuz etki.
3) Hareketimizin verilen görevleri denetlemeyişi, arkadaşlara
zamanında talimat verme ve bunları denetleme olanaklarının
sınırlılığı.
Bölgede bu üç arkadaşla ciddi bir faaliyet yürütülemediği
belirlenince daha deneyimli bir arkadaşın bölgeye gönderilmesine
karar verildi. Ağustos başında ilk arkadaş, bölgeden alınıp
başka bir yere gönderildi. İkinci arkadaş bir süre yalnız kaldı.
Bu arkadaşın da bölgeden alınması düşünülüyordu. Fakat, sonradan
vazgeçildi. Çünkü tek başına kalan arkadaş, kendi inisiyatifi ve
çabasıyla hatalarını altetmiş, bölgede bir sürü ileri köylüyle
bağ kurmuştu. Arkadaşın bu faaliyeti, hem kendisini geliştirmiş,
hem de çevresini genişleterek bölgede barınma ve yerleşme
olanaklarını artırmıştı.
Arkadaş, bölgeye gönderilen devrimci yayınları, Şafak gazetesini,
köylüler arasında geniş ölçüde dağıtmış. (Daha önce, gizlilik
gereği olarak(!) en ileri köylülerden yayınları sakladıklarını
da sonradan öğrendik.) Bir yığın, sağlam, kararlı, kavrayışlı ve
yetenekli yoksul köylüyle ilişki kurmuş, bunların sevgi ve
sempatisini kazanmıştı.
Çalışmanın bu ilk adımından sonra, daha deneyimli bir arkadaş
bölgeye gönderildi. Bundan sonra, çalışmalar yeniden gözden
geçirildi ve hatalar belirlendi. En önemli hata şuydu:
Arkadaşlar, Türkiyede gerçek komünist hareketi temsil
ettiğimizi, burjuva ve küçük burjuva klikleriyle aramızdaki
ayrılıkları kitlenin anlayacağı bir dille anlatmayı büyük ölçüde
ihmal etmişlerdi. Gerçi propaganda faaliyetinin her anında,
hareketimizin genel politikasını, genel olarak ortaya
koymuşlardı. Fakat, diğer revizyonist ve maceracı klikleri,
bunların canalıcı hatalarını, açık, kesin ve kararlı bir dille,
kliklerin isimlerini de anarak eleştirmemişlerdi. Şimdilik,
ayrılıkları kavramaya kitlelerin politik bilinci yetmez diye
düşünüyorlardı ve böyle düşünmekle gerçekte kitlelerin gerisinde
kalıyorlardı. Çünkü, bizim eleştirdiğimiz birçok noktayı,
köylüler, hataların derin teorik temellerini kavrayamamakla
birlikte, pratik sonuçlarına bakarak kavramışlar ve bunları her
fırsatta ortaya koyuyorlardı. Bu hata yüzünden sağlam unsurlar,
hareketimize kesin olarak kazanılamamış ve örgütlenememişti. Bu
hata düzeltildi. Şimdi, köylüler ve aydınlar arasında
hareketimizin politikasını kavrayan ve kesinlikle benimseyen
taraftarlarımız var ve bunların sayısı gittikçe artıyor.
Bunlardan bir arkadaş yakında örgütlendi, birkaç tanesi de
örgütlenmeye hazır durumdadır. Yine birçok köylü, çeşitli
şekillerde hareketimizin hizmetine sokulmuştur. Örneğin buluşma
ve yazışmalarda adreslerinden yararlanıyoruz; çeşitli yayınları
ve gizlenmesi gereken şeyleri evlerinde saklıyoruz; çeşitli
yayınları onlar aracılığıyla başkalarına ulaştırıyoruz; bir
bölümüne bir grup örgütlemeleri, gizli yayınları birlikte
okumaları görevini veriyoruz; kendimiz geniş ölçüde köylülerin
yardımıyla barınıyoruz vs. vs.
Bugüne kadarki faaliyetimizle bölgedeki en ileri köylüleri aşağı
yukarı belirlemiş durumdayız; iyiyi kötüden, cesuru korkaktan,
fedakarı bencilden, ağzı sıkı olanı gevezeden, inançlıyı
inançsızdan, çalışkanı tembelden, alçakgönüllüyü övüngeçten,
yetenekliyi yeteneksizden vs. belli ölçülerde ayırmış durumdayız;
kimlerden nasıl yararlanabileceğimizi, kimlere ne ölçüde
güvenebileceğimizi, yine belli ölçülerde biliyoruz. Önümüzdeki
günlerde şunları yapacağız: 1) İleri ve güvenilir unsurları özel
olarak eğitip, bunları, yeteneklerine ve hareketin
gereksinimlerine uygun düşen görevler etrafında örgütleyeceğiz.
2) Henüz hakkında yeterli kanıya varamadığımız kişileri, çeşitli
görevler vererek deneyeceğiz. 3) Henüz tanıma olanağı
bulamadığımız ileri, güvenilir ve köylüler arasında saygınlık
sahibi köylüleri (özellikle yoksul köylüleri) tanıyıp,
hareketimizin bir parçası haline getirmeye çalışacağız. 4)
Hareketimiz sözkonusu bölgede belli bir gelişme düzeyine
ulaştığında, faaliyet sahamızı, yeni bir alana doğru
genişleteceğiz.
Şehir merkezinde, bugüne kadar belli bir faaliyetimiz olmamış,
olamamıştır. Orada gençliği örgütlemek üzere gelmesini
istediğimiz arkadaşın durumu hakkında hâlâ bir haber alamadık.
Daha önce şehir içinde görevlendirmeyi düşündüğümüz kişi,
herşeyi yüzüstü bırakıp kaçtı. Şehir içinde örgütlü durumda bir
arkadaş var. Bu arkadaş, daha önce kendisine önerilen bir görev
karşısında gevşeklik ve kararsızlık gösterdi. Daha sonra
kendisiyle kararlaştırılan bir görüşmeye gelmedi. Daha sonra ise
hem görevlerin çokluğu yüzünden, hem de arkadaşın polisce çok
tanınmış birisi olmasının yarattığı sakınca yüzünden kendisiyle
görüşme olanağı bulunamamıştır. İlk fırsatta bu arkadaşın durumu
da kesin bir çözüme bağlanacaktır. Ya kendisine bir görev
verilecek, ya da gevşeklik ve kararsızlık göstermeye devam
etmesi halinde örgütle ilişiği kesilecektir.
Şunu da ekleyelim: Köylük bölgede yürüttüğümüz faaliyet şehir
merkezini de etkilemiştir. Bölgemizdeki köylerden, liseye giden
yüze yakın öğrenci, hareketimizden etkilenmiş ve bizim çizgimize
yakınlık ve sempati göstermeye başlamıştır. Ayrıca, köyde
tanıdıklarımız aracılığıyla, şehirde geniş olanaklar yaratma
fırsatı doğmuştur. Gençlik arasındaki tecrit zinciri kırılmıştır.
Şimdi, şehir içinde bizim saflarımıza kayan potansiyeli
örgütleyecek ve hareketimizin diğer kesimleriyle iletişimimizi
sağlayacak deneyimli bir arkadaşa acil olarak gereksinimimiz
vardır.
C) İkinci Bölümün Özeti ve Sonuç
Genel olarak dünyada, özel olarak da ülkemizde devrimci mücadele
hızla gelişmektedir. Ülkemizde, büyüyen ve derinleşen ekonomik
ve siyasi bunalım, silahlı mücadelenin objektif koşullarını
yaratmış ve olgunlaştırmış durumdadır. Bölgemizde silahlı
mücadele için koşullar daha da elverişlidir. Sinan ve
arkadaşlarının yenilgisi, sıkıyönetimin baskı ve zorbalığı halkı
biraz sindirmekle birlikte, en doğru devrimci düşüncelerin
filizlenmesi koşullarını da yaratmıştır. Şimdi, halk şu gerçeği
hergün daha iyi kavrıyor: Burjuva subaylarıyla veya halktan
kopuk küçük bir aydın grubuyla devrim yapılamaz. Sömürülen ve
ezilen halkın bizzat silaha sarılması gerekir. Devrim, çok iyi
hazırlanmayı gerektiren, büyük özveriler isteyen ağır ve ciddi
bir iştir.
Eğer bir komünist hareketin taşıması gereken niteliklere sahip
olur ve bunları sürekli olarak korursak, hareketimizin hızla
büyüyüp gelişeceğine, halk kitleleri arasında dal budak salıp
kökleşeceğine derinden inanıyoruz. Çünkü halk tava gelmiş toprak
gibidir, bizler de sağlam ve yeşermeye hazır tohumlar olmalıyız.
|